Sehnsucht kelimesi, derin bir özlem veya hasret anlamına gelir. Sadece basit bir özlemekten öte, ulaşılması zor veya kaybedilmiş bir şeye duyulan yoğun, melankolik bir arzuyu ifade eder.
Şarkıda Clueso, "Denn Sehnsucht nach Ferne / Und das zählen der Sterne / Das war uns immer zu leicht" (Çünkü uzaklara duyulan özlem / Ve yıldızları saymak / Bize her zaman çok kolay gelmişti) dizeleriyle, bu derin özlemin bile kendileri için sıradanlaştığını anlatır. Bu kelime, şarkının duygusal derinliğini ve ilişkinin karmaşıklığını vurgular.
Alman müzisyen Clueso ve Kat Frankie'nin bu alternatif parçasında, birbirini ateşe veren iki insanın hikâyesini dinliyoruz. Şarkı doğrudan tehlikeli bir boşluğa atlayışla başlıyor: "Wir stürzen uns gerne / Ins Bodenlose und Leere" (Dipsizliğe ve boşluğa severek atlarız). İkili, etraflarındaki her şeyi yakıp yıkmaktan çekinmiyor; hatta sadece yangın çıktığında birbirlerini gerçekten yakın hissediyorlar: "Jeden Raum stecken wir an / Nur wenn es brennt sind wir zusammen" (Her odayı ateşe veririz / Yalnızca yandığında beraberiz). Üstelik kusurlu şeylere garip bir hayranlıkları var, "Finden nur schön was kaputt ist" (Yalnızca kırık dökük olanı güzel buluruz) diyerek bunu açıkça itiraf ediyorlar.
İlişkinin ritmini Chopin'in klasik valslerine benzetip "Dreivierteltakt wie Chopin" (Chopin gibi üç dörtlük ritimde) ve "Und es gibt keinen Refrain" (Ve nakarat yok) sözleriyle geleneksel kalıplara sığmadıklarını anlatıyorlar. Şarkının kalbinde ise o meşhur ama kabullenmesi zor fısıltı duruyor: "Wenn du sie liebst / Dann lass sie gehen" (Onu seviyorsan, gitmesine izin ver). İkisi de bu bağa inanmanın ne kadar kolay olduğunu söylese de şarkı finalde çok dürüst ve çaresiz bir haykırışla bitiyor: "Es ist so mies / Ich will noch nicht gehen" (Bu çok berbat / Henüz gitmek istemiyorum).