Divan kelimesi, Türkçede de kullanılan "divan" veya "kanepe" anlamına gelir. Şarkıda geçen bu kelime, günlük hayatta sıkça karşılaşılmayan, biraz daha eski veya edebi bir çağrışım taşır.
Patrick Watson, bu kelimeyi "Cachés dans les trous de ton divan" (Divanının deliklerinde saklı) dizesinde kullanarak, sevgilisine bıraktığı notların ne kadar kişisel ve samimi yerlerde saklandığını vurgular. Bu, şarkının romantik ve gizemli atmosferine katkıda bulunan, akılda kalıcı bir detaydır.
Kanadalı müzisyen Patrick Watson, bu alternatif parçada arkasında sesli bir mektup bırakmak yerine adeta evin köşelerine dağılmış küçük notlar saklıyor. Şarkının anlattığı şey çok somut: Birinin kapısının altına, şarkı söyleyen duvarların dibine ve hatta kanepenin deliklerine gizlenmiş kelimeler. Watson, "Je te laisserai des mots" (Sana kelimeler bırakacağım) derken, bir veda etmekten ziyade fiziksel bir iz bırakma arzusunda. Fransızca günlük konuşma diline harika bir örnek de veriyor: Şarkıda "au-dessous" yerine "en d'ssous" (altında) kısaltmasını duyuyoruz; bu, Fransızların hızlı konuşurken harfleri yutma huyunun tam bir kanıtı.
En dikkat çekici yer ise notların gizlendiği yerler. "Cachés dans les trous de ton divan" (Kanependeki deliklerde saklı) dizesi hem samimi hem de biraz tuhaf bir ayrıntı; aşk mektubunu salonun en yıpranmış köşesine iliştiriyor. Parça ilerledikçe şarkıcı kendini bu kağıt parçalarıyla bir tutmaya başlıyor ve "Ramasse-moi quand tu voudras" (İstediğin zaman beni topla/yerden kaldır) diye fısıldıyor. Fransızcadaki ramasser fiili hem yerdeki bir nesneyi alıp kaldırmak hem de mecazi olarak dağılmış birini toparlamak için kullanılır. Yalnız kaldığın o an, o kağıtları yerden alıp okumak tamamen senin kararına bırakılmış.