Inner smile ifadesi, kelimenin tam anlamıyla "iç gülümseme" anlamına gelir. Bu, dışarıdan görünmeyen, kişinin kendi içinde hissettiği, huzur ve mutluluk veren bir gülümsemedir.
Şarkıda, "You touch my inner smile" (İç gülümsememe dokunuyorsun) dizesiyle, şarkıcının partnerinin ona derinden, ruhuna dokunan bir mutluluk ve neşe verdiğini anlatır. Bu, sadece fiziksel bir gülümsemeden çok daha fazlası, ruhsal bir tatmin ve içsel bir sevinçtir.
Texas'ın bu parçasında karşımızda aşkın getirdiği heyecanla yerinde duramayan, içi kıpır kıpır bir ses var. Şarkı, birdenbire başlayan bir yakınlaşmanın hissettirdiklerini dosdoğru anlatıyor: "You gave me something like loving" (Bana sevgi gibi bir şey verdin) ve "You took my feelings from nothing" (Duygularımı yoktan var ettin) diyerek bir anda kapıldığı bu tatlı telaşı paylaşıyor. Karşısındakine hem sabırsız olduğunu açıkça söylüyor hem de "You touch my inner smile" (İçimdeki gülümsemeye dokunuyorsun) diyerek derinlerdeki neşeyi nasıl uyandırdığını haykırıyor. Buradaki inner smile kalıbı, dışarıdan görünen kuru bir tebessümden ziyade insanın ta içinden gelen, ruhunu aydınlatan o saf mutluluğu anlatıyor.
İlişkinin o hafif inişli çıkışlı kafa karışıklığı da şarkıda kendine yer buluyor. Bir yandan "Your kisses make me blue" (Öpücüklerin beni hüzünlendiriyor) diyerek İngilizcede hüzün ve keder anlamına gelen blue kelimesini kullanıyor, diğer yandan da "If I'm a river, where will you escape away to?" (Eğer ben bir nehirsem, nereye kaçıp kurtulacaksın?) diye meydan okuyor. Şarkının sonundaki "Sometimes I need to be alone" (Bazen yalnız kalmaya ihtiyacım var) ve "There's times I need for you to phone" (Bazen de beni aramana ihtiyacım oluyor) sözleri ise hepimizin çok iyi bildiği o kararsız ruh halini en dürüst haliyle ortaya koyuyor.