Schijn, dışarıdan görünen ama gerçeği yansıtmayan "görünüş" veya "sahte görüntü" anlamına gelir. Şarkıda Maan, karakterin gerçek duygularını saklayıp gülümsemeye devam etmesini anlatırken “doorgaan met de schijn” ifadesini kullanır; bu da "görüntüyü sürdürmek" veya "mış gibi yapmaya devam etmek" demektir.
Bu kelime, şarkının kişinin gerçek benliği ile başkalarına gösterdiği yüz arasındaki çatışmasını güçlü ve şiirsel bir şekilde özetler.
Maan’ın bu şarkısı, dışarıdan iyi görünen ama içten içe kendisi olmayı sorgulayan bir kadını izliyor. Trende tek başına oturup montuna saklanıyor, camdan dışarı bakıyor ve “Hoe zou het voelen jezelf te zijn?” [Kendin olmanın nasıl bir his olduğunu merak ediyorum] diye düşünüyor. İnsanlara sürekli “Nasılsın?” sorusuna “İyi, tamam” anlamındaki “altijd okay” [her zaman iyi] cevabını vermek ve herkesin söylediği şeylere uyum sağlamak zorunda hissediyor. “Ze huilt maar ze lacht” [Ağlıyor ama gülümsüyor] nakaratı tam da bu çelişkiyi anlatıyor: yüzünde gülümseme var, fakat içindeki acı saklanmıyor.
Şehirde yürürken vitrindeki yansımada kendine benzeyen başka birini görüyor. Kim olduğunu biliyor, ama o kişi olmak istemiyor. Daha “iyi” görünen hâlini bırakıp gerçek yüzünü göstermeye karar verse, güvendiği arkadaşları onu yine sever mi? Şarkı ilerledikçe “ze laat het los” [bırakıyor, salıveriyor] cümlesi tekrarlanıyor. Son bölümde anlatım “o”ndan “ben”e dönüşüyor: “Ik zit hier alleen in de trein” [Trende burada tek başıma oturuyorum]. Böylece uzaktan izlediğimiz karakterin, aslında kendi içindeki soruyu söyleyen kişi olduğunu anlıyoruz. Maan, büyük sözler yerine tren camı, şehir vitrini ve zoraki bir gülümsemeyle çok tanıdık bir durumu anlatıyor: ağlarken bile gülümsemek.