Onweerstaanbaar kelimesi 'karşı konulmaz' veya 'dayanılamaz' anlamına gelir. Bu, bir şeye veya birine duyulan yoğun çekimi ifade eden güçlü bir sıfattır.
Şarkıda, Nick & Simon, aşık oldukları kadının güzelliğini ve çekiciliğini anlatırken bu kelimeyi kullanır. Kadın o kadar çekicidir ki, ona karşı koymak imkansızdır, ancak yine de şarkıcının eski sevgilisi gibi değildir. Bu kelime, şarkının ana temasını ve karmaşık duygusal durumunu çok iyi yansıtır.
Nick & Simon’ın bu şarkısında anlatıcı, hayatına giren yeni kadının neredeyse kusursuz olduğunu fark ediyor: uzun saçları, güzel gözleri, tatlı sözleri, güzel gülümsemesi ve yanaklarındaki gamzeleri var. Yine de içinde açıklayamadığı bir eksiklik hissediyor. “Ze lijkt net niet op jou” [Sanki tam olarak sana benzemiyor] sözü, fiziksel benzerlikten çok eski sevgilinin bıraktığı sıcaklığı ve tanıdıklığı anlatıyor. Yeni kadının elleri soğuktan kaskatı kesilmişken anlatıcı, “Ik mis de warmte als bij jou” [Seninki gibi sıcaklığı özlüyorum] diyor. Bu, şarkının en doğrudan karşılaştırmalarından biri.
Yeni kadın onunla ilgileniyor, söyledikleri samimi geliyor ve yaptığı her şey doğru hissettiriyor. Fakat anlatıcı konuşmaya başlayınca aralarında “een gevecht met onzekerheid” [belirsizlikle bir savaş] yaşanıyor. Kadın soğuğu sıcağa, kasımı mayısa, üzüntüyü neşeye çeviriyor; hatta anlatıcının “krom sırtını doğrultuyor”, ama eski sevgilisini geri getiremiyor. “Ze lijkt perfect, ze lijkt de ware vrouw” [Kusursuz görünüyor, doğru kişi gibi görünüyor] demesine rağmen kalbi hâlâ geçmişteki kişiyi arıyor. Şarkının acı tarafı şu: Yeni kadın gerçekten iyi olabilir, fakat iyi ve doğru biri olmak, özlenen kişinin yerini doldurmaya yetmiyor.