Felinare, Romencede “fenerler” veya “sokak lambaları” anlamına gelir. Şarkıda „alerg pe străzi cu felinare stinse” ifadesiyle “sönmüş sokak lambalarının olduğu caddelerde koşuyorum” denir.
Bu kelime, karanlıkta saklanma ve duygusal karmaşa hissini güçlü, sinematik bir görüntüyle anlatır. Günlük konuşmada çok sık duyulmayan şiirsel ve akılda kalıcı bir kelimedir.
Delia’nın “Da, Mama” şarkısı, bitmeyen bir aşkı unutmaya çalışan bir kadının annesine karşı hem savunmacı hem de meydan okuyan konuşması gibi ilerliyor. “Eu nu accept geometria în iubire” [Aşkta geometriyi kabul etmiyorum] diyerek aşk üçgenini reddediyor; ince bir ipte yürümekten ve düşmekten söz ederken asıl korkusunun kendisi değil, karşısındaki kişinin düşmesi olduğunu söylüyor. Elinde “o geantă plină cu vise” [hayallerle dolu bir çanta] var, karanlıktan korkmasına rağmen sönmüş sokak lambalarının altında koşuyor. Kimsenin onu ağlarken görmesini istemiyor. Bu görüntü, gururla saklanan büyük bir üzüntüyü çok net anlatıyor.
Nakarattaki “Da, mamă, sunt beată” [Evet anne, sarhoşum] sözü, annesine verilen sert ve biraz da alaycı bir cevap. Buradaki amaç içkiyi övmek değil, onu unutmanın başka yolunu bulamadığını söylemek: “Pentru că altfel nu îl pot uita” [Çünkü onu başka türlü unutamıyorum]. Üstelik annesinin yargılamasını istemiyor ve “sen de bir zamanlar böyle değil miydin?” diye karşılık veriyor. Şarkının en acımasız cümlesi ise “Nu durerea, ci speranța mă omoară” [Beni öldüren acı değil, umut] olabilir. Çünkü eski sevgiliyi aramayacağına söz verse de bunu daha önce defalarca yaptığını kabul ediyor; annesi onu görsün diye gülümsüyor, sonra da her akşam unutmaya çalışıyor. Sonlara doğru “artık yeter” deyip onun aşkını unutacağını ve içeceğini söylüyor. Kararlı görünmek istiyor, ama sözleri hâlâ o kişiden kopamadığını ele veriyor.