Umbrandet, “çevrelenmiş” veya “kuşatılmış” anlamına gelir ve oldukça şiirsel, nadir bir kelimedir. Şarkıda anlatıcı, şimdiki zamanı bir deniz gibi tasvir eder: En güzel rüyalarının döküldüğü bu deniz tarafından tamamen kuşatılmıştır.
Dota Kehr ve Clueso’nun “Sonett In Dur” adlı şarkısı, sevilen birinin hayatımıza girmesiyle geçmişin nasıl silikleşebileceğini anlatıyor. Anlatıcı, sessiz saatlerinde kendine soruyor: “Was war das Leben, Liebster, du kamst / Und mir die Schatten von der Seele nahmst?” [“Hayat neydi, sevgilim, sen geldin ve ruhumdaki gölgeleri aldın?”] Buradaki Liebster, “sevgilim” ya da “en sevdiğim” gibi sıcak bir hitap. Sevdiği kişi, yalnızca mutluluk getirmemiş; anlatıcının içindeki karanlığı da dağıtmış. Bu yüzden geçmişini hatırlamaya çalıştığında elinde net anılar değil, yalnızca “yaklaşık” bir bilgi kalıyor. Şimdiki zaman ise onu tamamen sarıyor: “So ganz umbrandet mich das Jetzt, dies’ Meer” [“Şimdi beni bütünüyle kuşatıyor, bu deniz.”] Deniz imgesi burada çok güçlü; anlatıcı âdeta bugünün içinde yüzüyor.
Şarkının en güzel ve biraz da sert tarafı, mutluluğun kaybedilme korkusunu saklamaması. “Die weißen Winter und die Einsamkeit” [“Beyaz kışlar ve yalnızlık”], geçmişten kalan soğuk bir manzara gibi geri dönmeyi bekliyor. Sevilen kişi giderse bahar da bir daha gelmeyecek: “Und niemals wieder wird es Frühling sein” [“Ve bir daha asla bahar olmayacak.”] Bu, kelimesi kelimesine bir hava durumu tahmini değil; anlatıcının sevgisiz bir geleceği nasıl gördüğünü anlatan büyük, kesin bir cümle. Kuşların şarkısını bile unutmuş olması da aynı değişimi gösteriyor: Sevgi gelmeden önce dünyanın güzel seslerini fark edemiyordu, şimdi ise bütün renkler o kişinin varlığına bağlanmış durumda. Almanca öğrenenler için şarkı, gestern [dün], Jetzt [şimdi], Einsamkeit [yalnızlık] ve Frühling [bahar] gibi zaman ve duygu kelimelerini şiirsel bir bağlamda duymak için de güzel bir örnek.