Eisblumen kelimesi, kelimenin tam anlamıyla "buz çiçekleri" anlamına gelir. Bu, soğuk havalarda camlarda oluşan donmuş desenleri ifade eden oldukça şiirsel ve görsel bir kelimedir.
Şarkıda, grup kendilerini bu buz çiçeklerine benzetiyor. Gündüzün parlaklığından ziyade gecenin karanlığında açan, kırılgan ama büyüleyici güzelliklerini vurguluyorlar. Bu kelime, şarkının melankolik ve gotik atmosferini mükemmel bir şekilde yansıtıyor ve dinleyicinin hayal gücünü harekete geçiriyor.
Alman grup Eisblume'un bu gotik rock parçasında gündüzün gürültüsünden kaçıp geceye sığınanların hikâyesi var. Şarkı, günün şehirden aceleyle kaçışıyla başlıyor: "Der Tag flieht eilig aus der Stadt" (Gün şehirden aceleyle kaçıyor). Sözlerde güneş açtığında hayat güzelleşmiyor; aksine sabah her şeyi çiğ ve göz alıcı bir sertliğe boğuyor ("Der Tag macht alles grell und rau" - Gün her şeyi göz alıcı ve kaba yapar). Grubun solisti, gündüzün parlaklığında hüzne büründüklerini açıkça söylüyor. Gerçek güzellik ve güç, sadece hava karardığında, su birikintileri buza dönüştüğünde ortaya çıkıyor.
Nakaratın merkezindeki metafor ise pencerelerde donan buz kristallerine verilen Almanca isim: "Eisblumen" (Buz çiçekleri). Şarkıcı kendini ve yanındakileri bu soğuk şekillere benzetiyor: "Wir sind wie Eisblumen / Wir blühen in der Nacht" (Biz buz çiçekleri gibiyiz / Gece açarız). Hatta gündüz için fazla güzel olduklarını iddia ediyorlar ("Viel zu schön für den Tag"). Yanaklarının solgunluğunu kar yağışına benzetip ("Die Bleichheit die von unseren Wangen schneit"), bu solgunluğun onları melekler kadar güzel kıldığını savunuyorlar. Ayın hep bulutların ardında kalması için dua edilen, karanlık ve buz gibi geceleri sevenlerin marşı bu.