Muse kelimesi 'ilham perisi' anlamına gelir. Genellikle bir sanatçıya, yazara veya şaire ilham veren kişi veya şeyi tanımlamak için kullanılır.
Şarkıda Katy Perry, eski sevgilisine artık onun ilham perisi olmadığını, yani artık ona ilham veren veya hayatında özel bir yeri olan kişi olmadığını ifade ediyor. Bu kelime, ilişkinin bitişini ve duygusal kopuşu zarif ama güçlü bir şekilde anlatıyor.
Katy Perry'nin bu pop klasiği, lise bittikten sonraki o çılgın yaz aşkına duyulan derin bir pişmanlığı anlatıyor. Hikaye çok net: Bir Mustang arabada Radiohead dinleyerek öpüşülen, 18. yaş gününde beraber aynı dövmeyi yaptıran ve ailelerin içkilerini gizlice aşırıp çatıya çıkan iki genç var. Şarkıdaki "The one that got away" kalıbı İngilizcede "elinden kaçıp giden, kaçırılan büyük fırsat veya aşk" anlamına geliyor. Perry, sevgilisiyle olan bağını anlatırken "I was June and you were my Johnny Cash" (Ben June'dum, sen de benim Johnny Cash'imdin) diyerek efsanevi müzisyen çift Johnny Cash ve June Carter'ın birbirine kenetlenmiş ilişkisine gönderme yapıyor.
Yıllar sonra gelen o acı gerçekler ise insanın içini cız ettiriyor. Biri ona eski sevgilisinin o ortak dövmeyi sildirdiğini söylüyor; Perry de artık onun ilham perisi olmadığını kabul etmek zorunda kalıyor. "All this money can't buy me a time machine" (Bütün bu para bana bir zaman makinesi satın alamaz) diyerek hiçbir zenginliğin o anları geri getiremeyeceğini söylüyor. Tek tesellisi ise nakaratta sığındığı o hayal: "In another life, I would be your girl" (Başka bir hayatta, senin kızın olurdum). Keşkelerle dolu ama dinlemesi inanılmaz akıcı bir parça!