Fagulhando kelimesi, 'parıldayan' veya 'kıvılcımlar saçan' anlamına gelir. Bu kelime, günlük dilde sıkça karşılaşılmayan, oldukça şiirsel ve canlı bir ifadedir.
Şarkıda, Vanessa da Mata, aşkını Gustav Klimt'in ünlü tablosu 'Öpücük' ile karşılaştırırken bu kelimeyi kullanır: "'O Beijo' para sempre fagulhando em cores" ('Öpücük' sonsuza dek renklerle parıldayan). Bu, aşkın canlılığını, tutkusunu ve zamanla bile sönmeyen parlaklığını vurgular, dinleyicide güçlü bir görsel ve duygusal etki bırakır.
Brezilyalı şarkıcı Vanessa da Mata, "Te Amo" şarkısında aşktan korkan o sinir bozucu seslere kafa tutuyor. Şarkı, en kötüsünün başaramamak değil, denemekten vazgeçmek olduğunu söyleyerek başlıyor: "Mas o pior não é não conseguir / É desistir de tentar" (Ama en kötüsü başaramamak değil / Denemekten vazgeçmektir). Etrafındaki insanların evlilik ya da birlikte yaşamak hakkında anlattığı klişeleri, bayat şakaları hatırlatıyor. Hatta "amasiar" (resmi nikahsız birlikte yaşamak) kelimesini kullanarak halk arasındaki o alaycı konuşmaları önümüze seriyor: "Se entregar seria fraquejar" (Kendini teslim etmek zayıflık olurmuş). Aşka teslim olmanın bir yenilgi sayıldığı bu kuşkucu dünyaya inat, nakaratta inadına ve durmaksızın "Te amo" (Seni seviyorum) diye haykırıyor.
Zamanın aşkı aşındırma ihtimalinden, bir gün birbirlerini tanıyamaz hale gelmekten ya da büyünün bozulmasından korkmuyor mu? Korkuyor. Fakat bu korkuyu hemen arkasından gelen harika bir sanat benzetmesiyle dağıtıyor: "Mas nós somos um quadro de Klimt / 'O Beijo' para sempre fagulhando em cores" (Ama biz bir Klimt tablosuyuz / Renkler saçarak parıldayan 'Öpücük'). Ressam Gustav Klimt'in ünlü altın varaklı tablosu "Öpücük" gibi parlamaya devam edeceklerini söylüyor. Sonunda ise hayali çok net: Güneşli bir öğleden sonra el ele tutuşmuş iki mutlu yaşlı olmak ("Dois velhos felizes / De mãos dadas numa tarde de sol"). Aşktan kaçmak yerine sonuna kadar risk almanın şarkısı bu.