쥐여준 [jwieojun], “elime bıraktığın” veya “avuçlarıma verdiğin” anlamına gelir. 내게 쥐여준 너의 사랑 [naege jwieojun neoui sarang] dizesinde, sevginin sıradan bir şekilde verilmesinden çok, birinin ellerine özenle bırakılan değerli bir şey gibi sunulması anlatılır.
Bu ifade, 쥐다 [jwida] (“tutmak, avucunda bulundurmak) ve 쥐여주다 [jwieojuda] (“birinin eline vermek”) fiillerinden gelir. Şarkıda bu şiirsel kullanım, kaybedilmiş aşkı dokunulabilir ve unutulması zor bir hatıra gibi hissettirir.
DAY6’in “I Loved You” şarkısı, ayrılıktan sonra sevdiği kişiyi hem özlemek hem de ondan nefret etmeye çalışmak arasında sıkışıp kalan bir anlatıcıyı gösteriyor. Anlatıcı, “Seni suçluyorum” ve “Seninle geçirdiğim zamandan nefret ediyorum” diyerek öfkesini açıkça söylüyor; hemen ardından her şeyin anlamsızlaştığını itiraf ediyor. “Seni özlemiyorum, seni görmek istemiyorum” demesi ise pek inandırıcı değil. Çünkü asıl mesele, verilen sevgiyi ve yaşanan zamanı zihninden çıkaramaması. “Gerçekten seni sevdim” cümlesi şarkının merkezinde duruyor: Unutmak istemesinin nedeni sevgisinin az olması değil, tam tersine çok büyük olması.
En sert ve akılda kalan bölüm şu çelişki: “Seni sevmek istemesem de sevemeyeceğim biri olduğun için senden daha çok nefret ediyorum.” Buradaki öfke, karşı tarafı gerçekten değersiz gördüğü için değil, artık ona kızamayacak kadar önemli olduğu için büyüyor. Anlatıcı, onun gittiği anda dünyasının “durduğunu” ve “bittiğini” söylüyor. Sonunda itiraf daha da netleşiyor: “Seni silmeye ne kadar çalışsam da yapamayacağımı biliyorum” ve “Benim için unutulmayacak birisin.” Yani şarkı, “Seni unutmak istiyorum” sözünün altında hâlâ süren sevgiyi saklamıyor. “Really I loved you” ifadesi de tam olarak bunu vurguluyor: Geçmişte kalan bir aşk olsa bile etkisi hâlâ bugünü yönetiyor.